Arnavutluk’ta Bektaşi Devleti Planı: CIA ve FETÖ Bağlantılarıyla Türkiye’ye Yönelik Gizli Tehdit mi?

|
Siyaset

Arnavutluk’ta Bektaşi Devleti Planı: CIA ve FETÖ Bağlantılarıyla Türkiye’ye Yönelik Gizli Tehdit mi?

4 minutes read
25 Eylül 2024
news-image-1
Font Size:
18 px
Share :

1. Arnavutluk’ta Bektaşi Devleti Kurma Planı ve CIA-FETÖ Bağlantısı

Son dönemde Arnavutluk’ta planlanan Bektaşi devleti projesi, uluslararası arenada dikkatleri üzerine çekiyor. Bu mikro devletin kurulma projesinin arkasındaki isim ise Arnavutluk Başbakanı Edi Rama. Tiran’da kurulması planlanan bu Bektaşi devleti, Vatikan modeline benzer bir yapıda olacak ve 109 dönümlük bir alana yerleşecek. Bektaşi dedesi Baba Mondi’nin (Edmond Brahimaj) başında olacağı bu yapı, uluslararası ve ulusal bir hukuki altyapıyla desteklenecek.

Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın bu projeyi duyurmasının ardından, ABD ve Batı’nın bu projeye olan desteği dikkat çekici. Özellikle Rama’nın “İslam’ın hoşgörülü bir versiyonunu teşvik etmek” gibi söylemlerle bu projeyi pazarlamaya çalışması, FETÖ’nün Türkiye’deki varlığına benzer bir şekilde, ABD’nin “ılımlı İslam” projelerini Balkanlar’da uygulamaya geçirmeye çalıştığının işaretlerini veriyor. ABD’nin uzun yıllardır “ılımlı İslam” adı altında İslam’ı kendi çıkarlarına uygun bir şekilde yapılandırma çabası, Türkiye’de FETÖ üzerinden denenmişti. Şimdi bu strateji, Arnavutluk’ta benzer bir tarikat devleti modeliyle hayata geçirilmeye çalışılıyor.

Arnavutluk’ta kurulması planlanan bu Bektaşi devleti, tıpkı FETÖ’nün 15 Temmuz öncesinde Türkiye’de devlet yapısını ele geçirmeye yönelik projeleri gibi, dış destek olmadan ayakta kalamayacak bir yapı olarak öne çıkıyor. Bektaşilik gibi bir tarikatın neden siyasallaşma sürecine girdiği sorusu ise hala yanıt bekliyor. Türkiye’deki FETÖ yapılanması da bir zamanlar “hoşgörü, diyalog” gibi kavramlarla maskelenmişti ve Arnavutluk’ta da benzer söylemler kullanılmaya devam ediyor. Bu yüzden, kurulacak Bektaşi devleti projesi sadece Arnavutluk’u değil, Türkiye’yi de yakından ilgilendiren bir konu haline geliyor.

2. Bektaşi Devleti Projesinin FETÖ Bağlantıları ve Türkiye’ye Yansımaları

Arnavutluk’ta kurulması planlanan bu mikro devlet, sadece yerel bir gelişme değil, küresel bir stratejinin parçası olarak görülmeli. FETÖ’nün Türkiye’de uyguladığı “ılımlı İslam” stratejisi, ABD ve Batı tarafından desteklenmişti. Şimdi bu projenin benzer bir versiyonunun Arnavutluk’ta kurulması planlanan Bektaşi devleti üzerinden gerçekleştirilmesi, dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkıyor. Özellikle Baba Mondi’nin yaptığı açıklamalarda, dinler arası diyalog ve hoşgörü gibi kavramların sürekli vurgulanması, FETÖ’nün bir dönem Türkiye’de kullandığı dilin bir yansıması olarak görülebilir.

Türkiye’de FETÖ, Alevilik ve Bektaşilik üzerinden de bir politika izlemeye çalışmış, bu toplulukları kendi lehine çekme çabasında olmuştur. Arnavutluk’taki Bektaşi devleti projesinin Türkiye’deki Alevi ve Bektaşi toplulukları üzerinde nasıl bir etki yaratacağı ise büyük bir soru işareti. Özellikle Türkiye’de FETÖ’nün Alevi toplulukları manipüle etme girişimleri göz önüne alındığında, bu mikro devletin Türkiye’deki Alevi-Bektaşi cemaatleri üzerinde baskı kurma potansiyeli bulunuyor.

Türkiye’deki egemenlik hakları açısından, bu projenin hayata geçmesi ciddi tartışmaları beraberinde getirecek. Tiran’daki bu mikro devletin merkezi bir karar organı gibi davranmaya başlaması, Türkiye dışındaki Bektaşi topluluklarıyla ilişkilerde yeni bir dönemin habercisi olabilir. Türkiye’nin bu konuda diplomatik adımlar atması ve kendi içindeki Alevi-Bektaşi toplumunu bu tür girişimlere karşı koruma altına alması, ulusal çıkarlar açısından büyük önem taşıyor.

3. ABD ve Batı’nın Bektaşi Devleti Projesindeki Rolü ve Türkiye’nin Alması Gereken Önlemler

Arnavutluk’ta kurulması planlanan Bektaşi devleti, yalnızca bir dini proje olarak görülmemeli. ABD’nin ve Batı’nın bölgedeki jeopolitik çıkarları açısından bu tür bir yapı, Türkiye’yi Balkanlar’da izole etme ve kontrol altına alma stratejisinin bir parçası olabilir. Bektaşi dedesi Baba Mondi’nin İsrail’le yakın ilişkiler kurması ve Siyonist figürlerle bir araya gelmesi, bu projenin arkasında daha büyük güçlerin olduğunu işaret ediyor. İsrail Başbakanı’nın Arnavutluk’a yaptığı ziyaretler ve Soros’un Açık Toplum Vakfı’nın bu süreçteki etkisi de yabana atılmamalı.

Türkiye, bu projenin kendi egemenlik haklarını nasıl etkileyebileceğini ciddi bir şekilde masaya yatırmalı. Bektaşi devleti projesi, Türkiye’deki Bektaşi ve Alevi toplumlarının siyasallaştırılmasına yönelik çabaların bir devamı niteliğinde olabilir. Sosyalist, materyalist ve ateist çevrelerin Alevilik üzerinden yeni bir yapı kurmaya çalıştığı biliniyor. Bu yapının destekçilerinin arka planında ise çeşitli yabancı istihbarat örgütleri, vakıflar ve araştırma kuruluşları yer alıyor. Bu çabalar, Aleviliği dini bir inançtan uzaklaştırıp politik bir ideolojiye dönüştürme amacını taşıyor.

Türkiye’nin bu süreçte dikkatli olması gerekiyor. Bektaşi devleti projesi, Balkanlar’da Türkiye’nin etrafını sarmaya yönelik bir adım olabilir. Bu yüzden, Türkiye’nin bu projeye karşı uluslararası hukuku devreye sokarak karşı durması büyük önem taşıyor. Özellikle Açık Toplum Vakfı ve Alman vakıflarının Alevilik üzerine yürüttüğü projeleri yakından takip etmek, Türkiye’nin ilerleyen dönemde bu tür girişimlere karşı alabileceği en etkili önlemlerden biri olacaktır. Bektaşi devleti projesi, Türkiye’nin Balkanlar’daki etkisini zayıflatmaya yönelik yeni bir girişim olarak karşımızda duruyor.

Bu yazı, Doç. Dr. Akif Çarkçı tarafından kaleme alınmıştır.

Related News

Tags